Dilimin ucunda: Bildiğimiz kelimeyi söyleyemeyince beynimizde ne oluyor?

· Psikoloji, Bilim

Dilimin ucunda: Bildiğimiz kelimeyi söyleyemeyince beynimizde ne oluyor?

Bir filmin adı, bir oyuncunun soyadı ya da yıllar önce dinlediğiniz bir şarkının ismi. Kelimenin nasıl bir şey olduğunu biliyorsunuzdur, hatta ilk harfi aklınıza gelir, ama kendisi gelmez. Psikolojide bu hâle “dilimin ucunda” deniyor (İngilizcesi tip of the tongue, kısaca TOT) ve yüz yıla yakın bir süredir inceleniyor.

Aşağıda üç soruya bakıyorum: araştırmacılar bu hâli nasıl tarif ediyor, işaret dilinde karşılığı ne, ve neden bir grubun içinde daha sık yaşanıyor. Kaynakları yazının sonuna koydum.

Kısaca
  • Dilimin ucunda hâlinde kelimenin anlamı yerindedir, ses biçimi eksiktir. İlk harf ya da hece sayısı çoğu zaman aklımızdadır.
  • Bir derlemeye göre bu deneyim neredeyse herkeste görülür, yaklaşık haftada bir yaşanır ve yarısı o sırada kendiliğinden çözülür.
  • İşaret dili kullananlar aynı şeyi “parmağımın ucunda” diye yaşar.
  • Bir grupla hatırlamaya çalışınca bu his artar, ama doğru cevap sayısı artmaz.

Bilmek ile söyleyebilmek ayrı adımlar

Olguyu ilk sistemli inceleyenler Roger Brown ve David McNeill oldu (1966). Katılımcılara nadir kelimelerin tanımını okuyup kelimeyi buldurmaya çalıştılar. Bulamayanlara sonradan cevabı söyleyip o kelimenin dillerinin ucunda olup olmadığını sordular. Kelimeyi söyleyemeyen kişiler bile ilk harfi, hece sayısını ve benzer sesli ya da benzer anlamlı kelimeleri rastgeleden iyi tahmin edebildi. [2]

Bence bu bulgu olayın en ilginç yanı. Kelimeyi bulmak tek hamlelik bir iş gibi hissettiriyor ama sonuçlara bakınca aşamalı çalıştığı anlaşılıyor: önce anlam devreye giriyor, sonra sesin biçimi toplanıyor. Aktarım eksikliği modeli, takılmanın anlamdan sese geçişin yarım kalmasından kaynaklandığını söylüyor. Başka açıklamalar da var ve konu hâlâ tartışmalı. [2]

Kelime bulmanın anlam, geçiş ve ses biçimi aşamalarını gösteren şema

Dilimin ucunda hâlinin iki aşamalı şeması (bu yazı için hazırlandı).

Ne kadar yaygın?

  • %97,5 TOT yaşadığını söyleyen kişi (197 kişilik kampüs anketi)
  • ≈ haftada 1 Derlemelerde bildirilen sıklık (Brown, 1991)
  • ≈ yarısı O sırada kendiliğinden çözülenler (Brown, 1991)

Brown’ın 1991 tarihli derlemesi, o güne kadarki çalışmaların ortak sonuçlarını sıralıyor: neredeyse evrensel, yaşla artıyor, özel isimlerde daha sık ve çoğu zaman hedef kelimenin ilk harfine erişilebiliyor. [1]

Rousseau ve Kashur’un 2021’deki kampüs anketinde 197 kişinin %97,5’i bu hâli yaşadığını söylüyor. [4]

Özel isimlerin sık takılması bana şaşırtıcı gelmiyor. Bir ismin çoğu zaman anlam bakımından tutunacak bir yanı yok, elimizde yalnızca ses dizisi var. Bu bir yorum, kaynaklarda doğrudan yer almıyor. Dil ayrıntısı ise daha somut: Bennett Schwartz’ın 51 dil taramasına göre 45 dilde bu deneyim için bir deyim var ve çoğu dil, ağız ya da boğaza gönderme yapıyor. Deyimi olmayanlar arasında Amerikan İşaret Dili de sayılıyor. [2]

Parmakların ucunda

İşaret dilinde deyim olmaması, deneyimin olmadığı anlamına gelmiyor. Thompson, Emmorey ve Gollan (2005) Kaliforniya’da 33 sağır ASL kullanıcısıyla çalıştı. Katılımcılar 20 ünlü yüzün adını söylemeye ve nadir İngilizce kelimeleri (şehir ve ülke adları dahil) ASL’ye çevirmeye çalıştı. [3]

Ünlü adlarda 21 kişi toplam 55 takılma yaşadı. ASL’de bu adların çoğu harf harf, parmak alfabesiyle gösterildiği için, kişiler genellikle ilk harfin el şeklini hatırlıyor ama devamını getiremiyordu. Nadir kelimelerde 13 kişi 24 takılma bildirdi. Bu durumlarda bir işaretin dört bileşeninden (el şekli, konum, yön ve hareket) bazıları hatırlanıyor, bazıları eksik kalıyordu. [3]

Araştırmacılar bundan, işaret dilinde de anlam ile biçimin ayrı ayrı depolandığı sonucunu çıkarıyor. Bu, işaret dilinin ağırlıkla pandomime benzediği düşüncesine ters düşen bir bulgu: bana göre, biçim anlamı doğrudan taşıyor olsaydı biri eksikken diğeri tam kalmazdı. [3]

Grup içinde neden daha sık yaşanıyor?

Rousseau ve Kashur 48 katılımcıyla genel kültür soruları sordu. Katılımcılar soruları ya tek başına ya da dörder kişilik gruplar hâlinde yanıtladı. Soruların %3’ünde tek başına olanlar, %8’inde grup içindekiler “dilimin ucunda” dedi. Doğru yanıt oranı ise neredeyse aynı kaldı (%65’e karşı %62). [4]

Yazarlar bunu, TOT’un bellekten gerçekten bir şey çıkarmakla aynı olmadığına bağladı. Schwartz ve Metcalfe’in öne sürdüğü görüşe göre bu his, “yakında hatırlayacağım” diyen bir ön sezgi ve ipuçları belli bir eşiği aşınca ortaya çıkıyor. Yazarlar, grubun kendisinin de böyle bir ipucu olabileceğini düşünüyor. [4]

Bu çalışmada kişiler genç (ortalama yaş yaklaşık 25) ve sayı küçük, o yüzden sonucu genelleştirmeden okumak gerek. Yine de arkadaş masasında “hani şu, şu filmdeki” diye başlayıp çoğu zaman cevaba yaklaşamayan konuşmaları düşününce tanıdık bir sahne bu. O kısım benim çıkarımım, çalışma bunu ölçmedi. [4]

Takıldığınızda Derlemeler, kelimenin ilk harfinin verilmesinin takılmayı çözmeye yardım ettiğini, alfabeyi harf harf taramanın da bilinen bir strateji olduğunu aktarıyor. Brown’a göre bu hâllerin yaklaşık yarısı zaten o sırada kendiliğinden çözülüyor.

  • 1966 Brown ve McNeill ilk sistemli çalışmayı yayımlıyor — Nadir kelimelerin tanımı okunuyor
  • 1991 Brown’ın derlemesi — Neredeyse evrensel, yaklaşık haftada bir
  • 2005 Parmakların ucunda — 33 sağır ASL kullanıcısıyla çalışma
  • 2021 Grup çalışması — Tek başına %3, grupta %8

Kaynaklar

  1. Brown, A. S. (1991). A review of the tip-of-the-tongue experience. Psychological Bulletin, 109, 204–223 (erişim: 2026-10-14)
  2. Tip of the tongue (Wikipedia) (erişim: 2026-10-14)
  3. Thompson, Emmorey & Gollan (2005). “Tip of the fingers” experiences by deaf signers (özet: BPS Research Digest) (erişim: 2026-10-14)
  4. Rousseau & Kashur (2021). Socially Shared Feelings of Imminent Recall: More Tip-of-the-Tongue States Are Experienced in Small Groups. Frontiers in Psychology, 12 (erişim: 2026-10-14)

Kapak: Cullen328 · CC BY-SA 4.0.