Türkiye Ekonomisi Nasıl Düzelebilir?

Türkiye ekonomisi bazı kesimler tarafından batmış-bitmiş, bazıları tarafından ise uçuyor-kaçıyor olarak görülse de Türkiye’deki durumları iki uç kutup tarafından yapılan değerlendirmeler üzerinden değil, konunun uzmanları tarafından dinlemek gerekir diye düşünüyorum. Peki Türkiye, şu anda iyi bir ekonomiye mi sahip, durum ne olacak, bizi neler bekliyor, ekonomideki sorunlar nasıl düzelebilir, gelin hep beraber ekonomiyi incelemeye çalışalım.

Bir uyarı: Burada bahsedilen hiçbir şey yatırım tavsiyesi değildir. Amacımız, Türkiye ekonomisindeki sorunları, çözüm önerilerini ve bizi bekleyenleri yazmak ve bilgilendirme yapmaktır. Ben bir ekonomist değilim ve sadece kendi gözlem ve yorumlarımı, alanında uzman isimlerin bilgilendirmelerini harmanladığım bir yazıyorum.

Türkiye Ekonomisi

Türkiye ekonomisindeki sorunlar neden kaynaklanıyor?

Aslında önce bu soruyu sormamız ve bunun bir cevabını arıyor olmamız gerekir. Çünkü hastalığın neden kaynaklandığını bulmadan, sorunun kaynağına inip onu çözmeden sorunu ve hastalığı çözmenin de pek mümkünatı yok gibi duruyor. Daha önce Türkiye’de internet hızları ile ilgili yazdığımız bir yazıda şunu belirtmiştik: Türkiye’de hiçbir şey tek başına ele alınmamalıdır. Ekonomi de bunların başında geliyor. Siz ekonomiyi sadece faiz, enflasyon, döviz, altın, para olarak ele alırsanız olmaz. Ekonomi sadece rakamlardan ibaret değildir. Ülkenizde yaşanan her bir olumlu veya olumsuz gelişme, sizin ekonominizi de doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle öncelikle ekonomiyi kendi başına ele almak hata olacaktır.

Peki ekonomideki bozulmalar neden kaynaklanmaktadır? Aslında bu sorunun cevapları ortada. Belki de asıl soru şu mu olmalı: Bir ülkenin ekonomisi neden iyidir? Her iki soru da bizi aynı noktaya çıkaracaktır. Türkiye, 2002 yılından 2007 yılına kadar gerçek mânâda bir büyüme kat etti. Buna kimsenin diyeceği bir şey yok. Bu dönemde kurumlar şeffaflaştırıldı, ciddi ekonomik düzenlemeler yapıldı, bankalar çalışabilir hâle geldi, eğitimsel ve toplumsal, hukuk alanındaki reformlar yapıldı, AB uyumluluk süreci başladı ve Türkiye 5 yıllık bir büyüme trendine girdi. Ancak, 2007 ile 2013 yılları arasında bir duraklama söz konusu iken (burada gerçekleşen 2008 küresel krizini hariç tutarak), 2014 yılından sonra dikiş bir türlü tutmamaya başladı.

Peki ne oldu da sorunlar başladı? Aslında yıllar öncesine gitmeye gerek yok. Son birkaç yıldır; eğitimde, hukukta, toplumsal refahta, memnuniyet seviyelerinde hep geriye giden, toplumsal olarak her alanda kutuplaşan, belli kalkınmalardan sonra güç sarhoşluğuna giren, her gün adeta yepyeni bir kaosun meydana geldiği, siyasete güven duyulmayan, iktidarın ve muhalefetin neredeyse kavgaya girmek üzere olduğu, dış politikada yalnızlaşan bir Türkiye, ne iç piyasada iyiye gider ne de dışarıdan yatırımcı çeker. Aynı zamanda katma değerli ürün üretimi, tarım ve hayvancılığın desteklenmesi gibi alanlarda da problemler yaşıyoruz.

Peki Türkiye ekonomisi nasıl düzelebilir?

Aslında bu sorunun cevabını verebilmek için sayfalarca yazmak gerekebilir ancak acil olarak atılması gereken bazı adımlar var. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

  • Ekonomi konusunda ciddi bilgi ve birikime sahip insanların göreve getirilmesi, liyakate önem verilmesi,
  • Kurumların kendi içinde çalışmalar yapabilecek ve diğer kurumlarla paslaşabilecek hâle getirilmesi,
  • Tüm kurumların şeffaf olması,
  • Yönetime karşı hem Türkiye’deki vatandaşların hem de yurt dışındaki insanların güven duymasının sağlanması,
  • Eğitimdeki ciddi aksaklıklar, sistem ve müfredattaki eski mantıktan kurtulmanın sağlanması,
  • Yerli üretim ürünlerin katma değerinin arttırılması ve ARGE çalışmalarına önem verilmesi,
  • Teknolojik yenilik hamlelerinin sağlanması,
  • İsrafın ve yolsuzluğun önüne geçilmesi (örneğin rektörlerin makam araçları gibi)
  • Kamu-özel işbirliği projelerindeki harcamaların kısılması ve mümkünse hep aynı firmalara verilmemesi,
  • Geleceğin mesleklerine uygun altyapının hazırlanması,
  • Özellikle genç bireylerin ve sonra tüm toplumun ülkede yaşamaktan memnuniyet duymasının sağlanması,
  • Adam kayırmacanın, torpilin, mülakatın kaldırılması,
  • Dış politikada uzlaşmacı bir tavrın benimsenmesi,
  • Halkın mutluluk düzeyinin arttırılması,
  • Kutuplaşmanın ve ayrışmanın önüne geçilmesi, bunu tüm iktidar ve muhalefet partilerinin acilen desteklemesi,
  • Ekonomi yönetiminin hastalığı ve sorunları kabul edip gerçekçi tahminler yapmaya başlaması,
  • Yabancı yatırımcının gelebilmesi için teşvikler sağlanması,
  • Kendi ürünlerini kendi ülkeleri dışında üreten firmaların Türkiye’yi tercih etmelerinin sağlanması.

Bunlar aslında acilen atılması gereken adımlardır. Aslında her bir çözüm önerisinin zıttı, ekonominin neden kötü durumda olduğunu belirtmektedir.

Ekonomi yönetimi ve hükümetin ekonomiye bakışı

Aslında bu da ekonominin kötü gidişatındaki en önemli mihenk taşlarından birisidir. Cumhurbaşkanı’nın Merkez Bankası başkanına müdahale etmesi, faizin düşürülmeye çalışması, “Faiz enflasyonun sebebidir” denilmesi, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın “Dolar borcunuz mu var, dolarla mı maaş alıyorsunuz” gibi söylemleri aslında ekonominin kötü gidişatını biraz daha ilerletmektedir. Hasta hastalığını kabul etmezse tedaviye başlanmaz, sözü gereği ekonomi yönetimi ve hükümetin öncelikle sorunları kabul etmesi gerekiyor.

Peki koronavirüs sürecinin ekonomiye etkisi olmadı mı? Elbette, ancak biz daha önce okulların 206 gündür kapalı olması üzerine yazdığımız bir yazıda koronavirüs sürecinin nasıl daha iyi yönetilebileceğini yazmıştık. Burada yapılması gereken tüm adımlar atılsaydı ve bu süreç daha iyi yönetilseydi sorunlar en aza indirilebilirdi. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki 2019 yılı da Türkiye için çok iyi geçmemişti. Sadece %0,9’luk bir büyüme meydana gelmişti. Zaten bu tarihlerde yapılan 2020 tahminleri de çok iyimser değildi.

ABD başkanlık seçimlerinin ekonomimize etkileri ne olur?

Amerika Birleşik Devletleri’nde 3 Kasım 2020 tarihinde yapılacak başkanlık seçimlerinde Donald Trump kazansa da Joe Biden kazansa da bizim için bir sorun. Çünkü her seçim öncesi ülkelerde belirsizlik olduğu için ekonomide sorunlar olur. Seçim sonrası bir toparlanma meydana gelir. İşte ABD’de başkan belli olduktan sonra ABD ekonomisi biraz daha toparlanacak, bu da doların daha da yükselmesine sebebiyet verecektir.

Ayrıca eğer Joe Biden seçilirse ne olur, sorusuna çok iyi yanıt vermemiz zor olacaktır. Çünkü Biden’ın oldum olası Türkiye’yi çok sevmediği ve eğer göreve gelirse hâlen Donald Trump’ın onaylamadığı CAATSA Yaptırımları onaylanırsa Türkiye’yi daha zor günler bekleyecek gibi duruyor. Ayrıca koronavirüs sürecinde FED’in bastığı karşılıksız dolarlar piyasadan çekilince doların daha da yükseleceğini görebileceğiz. Bu da en basit ürünlerinde bile dolardan etkilenen Türkiye’deki ürünlerin ve dolayısıyla da hayatın pahalılaşacağı demektir.

2021 yılında ekonomi için bizleri neler bekliyor?

Aslında bu sorunun cevabı geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yapılan 2021 yılı bütçe görüşmelerinden çıkan sonuca bakılacak olursa 245 milyar liralık bir açık öngörülmekte. 150 milyar liraya yakın sadece faiz ödemesi yapılacağı belirtiliyor. Şehir hastaneleri ve ulaştırma projeleri için verilecek milyarlarca lira da bunlara dahil edilebilir. Bunların dışında 2021’de bütçe giderleri 1 trilyon 346 milyar TL, bütçe gelirleri de 1 trilyon 101 milyar TL öngörüldü. Bu gelirlerin büyük bir kısmı (900 milyar liraya yakın) vergi gelirlerinden elde edilecek.

İşte bu nedenle Türkiye’nin acil olarak kendini yapısal reformlara önem veren, eğitim ve toplumdaki sorunlara kulak ve el veren, istikrarı, şeffaflığı ve hesap verilebilirliği tesis eden bir yöntem belirlemesi gerekiyor. Zira koronavirüs süreci olmasaydı da Türkiye’yi çok iyi bir durum beklemiyordu. Ayrıca bu süreçten bizden daha fazla etkilenen ABD, AB ve diğer ülkelerde bile işsizlik süreci, bütçe açıkları belli toparlanmalar gösterirken biz hâlen daha geriye gitmekteyiz. Şunun da unutulmaması gerekir: Virüsten bağımsız ama virüs sürecinde Türkiye ciddi sorunlar yaşadı. Özellikle de toplumsal anlamda ciddi ayrışmalar, kamuda ciddi israflar meydana geldi. Artık sorunları kabul etmeli ve bir şeyler yapmalı.

Aşağıda izlemenizi önerdiğim videolar bulunmakta.

Videoya oynatılamazsa tıklayın.
Video oynatılamazsa tıklayın.
Video oynatılamazsa tıklayın.
Video oynatılamazsa tıklayın.

Rıdvan Atmaca

Ben Rıdvan Atmaca. 2003 Bursa doğumluyum. Teknoloji, gündem, tarih konularına meraklıyım. Araştırma yapmak ve öğrenmek en büyük tutkum.

Yorum Yazın