Okullar 206 Gündür Kapalı

13 Mart 2020 günü okullara son defa gidildi. Yani 14 Mart da dahil olmak üzere tam 206 gündür tüm öğrenciler okullarına gidemiyor. Kapanışın 40. gününde yazdığımız bir yazıda söylediğimiz her şey maalesef hâlen daha geçerliliğini korumakta. Uzaktan eğitim, en başından beri herhangi bir fayda sağlamamakta. Aksine öğrenciler boş yere ekran karşısına geçmekte. Zira öğrencilerin büyük bir çoğunluğu derse katılmıyor. Katılanların büyük kısmı anlamıyor, belli kısım öğrencinin ise gerekli araçlara (bilgisayar/telefon/tablet ve internet) erişim imkanı bulunmuyor. Televizyonun karşısına geçip dersi beklemek de öğrenci motivasyonu açısından düşünüldüğünde pek yararlı bir işlem değil. Şunu belirtelim ki bu yazıda eğitimden kasıt belli sınıflar ve okullar için değil, genel mânâda, normale dönül ve tüm kurumların açılmasıdır.

Okullar

Uzaktan eğitim ne kadar başarılı?

Bu soruyu yazının başında da bağlantısını verdiğimiz “40. Gün” isimli yazımızda belirtmiştik. Ülkemizde çoğu okulda öğrencilerin telefonlarını dolaplara veya kutulara koyması sağlanarak ders saati bitene kadar bunları almaması gerekirken, bunun gerekçesinin dikkat dağınıklığı olarak gösterilirken, öğrencinin direkt olarak bu aygıtları kullanarak, hele ki evinden, derslere katılım sağlamasını, bir de buradaki konuları anlamasını beklemek kısaca kendimizi kandırmaktır.

Okulların büyük bir kısmında sınıf mevcuduna bakılarak bir oranlama yapıldığında sınıfın ortalama %20-30 gibi bir azınlığı derslere katılım sağlamakta. Uzaktan eğitim süreci her başladığında katılım artsa da belli bir dönem sonra azalarak birkaç kişiye düşmekte. Burada katılım sağlayan öğrencilerin bir kısmı ailesi ısrar ettiği için, belli bir kısmı yok yazılmamak için, belli bir kısmı katılmış gözükmek için katılım sağlıyor. Dersi anlamak için katılım sağlayan öğrenci sayısı oldukça azdır. Bunların da kendi içinde bir kısmı dersi anlamıyor. Bu da 30 kişilik bir sınıfta en fazla 2-3 kişinin dersi anlaması anlamına gelebiliyor.

Uzaktan eğitim süreci bize tekrar gösterdi ki; Türkiye’de eğitimde fırsat eşitliği diye bir şey bulunmuyor. Zaten belli kısım öğrenci özel okullara giderek daha iyi eğitim alabiliyordu. Oraya giderek imkanlarından faydalanmadan para ile sınıf geçenlere değinmiyorum bile. Ama bu süreç bize gösterdi ki belli bir bütçenin altında geçinmek zorunda olan, şehir dışında yaşayan, nispeten imkanların düşük olduğu mahallelerde yaşayan kişilerin eğitim imkanı bile yok. Sosyal bir devlet, ahlaklı bir toplum olabilmek için içinden geçtiğimiz bu günler bizim için utanç kaynağı olmalıdır.

Okullar ne zaman açılacak?

Şu durum içerisinde okulların açılması pek muhtemel durmuyor. DW Türkçe’nin yaptığı YouTube videosuna göre, okulların açılabilmesi için önerilen vaka sayısının yüz binde bire inmesi gerek. Bu da Türkiye’de 700-800 vakanın altına inmek anlamına geliyor. Türkiye’de vaka değil hasta açıklandığına göre, vakanın hasta sayısından daha fazla olduğunu da düşünürsek bu sayılarla okulların açılması pek de mümkün durmuyor.

Ayrıca çok büyük bir tehlike daha bizi bekliyor. Okullar açılsa da bu sefer eğitim alanında fahiş fiyatlar bizi karşılayacak. Servis ücretleri, kantin ücretleri, kırtasiye ücretleri bu süreçteki zararlarını karşılamak amacıyla arttırılacak. Bu da öğrenciler ve veliler için ek bir zorluk oluşturacaktır. Türkiye’de okulların açılabilmesi için okulun kapandığı ilk zamanlarda alınan, daha doğrusu alınmayan önlemlere bakmamız gerekiyor.

Okula en son 13 Mart Cuma günü gidildi. Bu tarihten 2 gün önce, yani 11 Mart tarihinde zaten ilk vaka görülmüştü. İki hafta boyunca eğitime ara verileceği söylenmişti. Ancak bunun böyle olmayacağı belliydi. Peki o tarihte hangi önlemler alınabilirdi? Şu anda yüz yüze eğitime geçebilmek için neler yapılabilir? Gelin bunlara biraz bakalım.

En başlarda yüz yüze eğitime başlamak için neler yapılabilirdi?

Aslında oldukça basitti. Türkiye’de ilk koronavirüs vakası görüldüğü ilk anlarda devlet gereken tüm adımları atarak ülkede topyekûn bir sokağa çıkma yasağı (kısıtlaması değil) ilan etmeliydi. O zamanlar çoğu birey, bunun ekonomiye büyük bir yük getireceğini söylemişti. Ancak altı buçuk ay geçmiş oldu ve ekonomi çok daha fazla zarar gördü. Hafta sonları yapılan kısıtlamalar market ve fırın bahanesiyle delindi. En nihayetinde de her alanda aksaklıklar meydana geldi.

Yapılacak sokağa çıkma yasağı için herkes hazırdı. Herkes “Dinlenmiş oluruz, biraz kendimize, ailemize vakit ayırırız” diyordu. Bu zamanda yapılacak planlamalarla her şey en başında kontrol altına alınabilirdi. Ne gibi mi? Hemen kısa örnekler verelim: 2019-2020 eğitim öğretim yılı bitirilip uzaktan eğitime vesaire geçilmezdi veya öğrencilere bir tatil verilirdi. İş yerleri kapatılırdı. Bir ay hiç kimse dışarı çıkmayacağı için büyük bir maaşa gerek olmazdı. Bir ay boyunca herkes asgari ücret alırdı.

Devlet asgari ücretten fazla alanlardan yapacağı kısıtlamalardan kalan parayı ise ihtiyaç sahibi olan kişilere aktarabilirdi. Bir aylığına krediler ertelenir, bir ay verilmesi gereken taksit diğer aylara paylaştırılırdı. Bu sayede kredi ödemeleri de ertelenmiş olurdu. Marketler, fırınlar kapatılır, bunların eve servis yapması zorunlu olurdu. Herkes evinin girişine bir para koyma bölümü bir de ürünü teslim alma bölümü yapardı. Ürünü getiren poşetini bir yere koyar, diğer yerden de parasını alır, temassız bir şekilde bu iş dönerdi. Ayrıca market ve fırın işleri için şehrin ortak bir uygulaması olurdu ve bu işi belediyeler kolayca yönetebilirdi.

Şu anda ne yapılabilir?

Aslında hiçbir şey için geç değil. Yukarıda saydığım önlemler hâlen daha alınabilir. Ancak maalesef aradan 6 buçuk ay gibi upuzun bir zaman geçti. Yolun daha en başında alınabilecek önlemler ile bırakın okulları her sektör rahatça normale dönebilirdi. “Normalleşme süreci için çok mu erken” yazımızda da belirtilmiştik, Türkiye bu süreçte hiçbir şeyi maalesef tam yapmadı. Bun kabul etmemiz gerek. Ancak biz bunu kabul edip geç de olsa önlem almak yerine aşı beklemekten başka bir şey yapmıyoruz. Kurtarıcısını bekleyen bir zavallı gibi. İşte bu nedenle her bir bireyin oturup gereken her türlü önlemi alması gerekiyor.

Uzmanlar önümüz kış olduğu için vaka sayılarında, özür dileriz hasta sayılarında, bir artış olabileceğine dikkat çekmekte. Bu nedenle toplum-devlet ilkesine dönüş yaparak koronavirüs sürecini artık atlatıp okullara tekrar geri dönmeyi başlatmamız gerekiyor. Aksi takdirde öğrenciler uzun bir süre toparlanamamak üzere psikolojik olarak yıpranacak. Esnaf az önce belirttiğimiz DW Türkçe’nin videosunda da söylendiği gibi iki yılını 2020’yi toparlamak için harcayacak. Bu süreci 2021 yılına taşımadan kalan 3 ayda gereken her şeyi yapmamız gerekmekte.

Türkiye 2018’de ABD ile yaşanan kriz, 2019’da yerel seçimlerdeki saçmalıklar, 2020’de virüs sürecinin yanlış yönetilmesi ile 3 yılını kaybetti. 2021 yılında da yeni aksiliklerin yaşanmaması için gerekenler artık yapılmalı. Yarım yıl kaybedildi. İnsanlar yıprandı, uzun süre atlatılmayacak yıpranmalar meydana geldi. Bunun farkına varılmalı.

Okullar açılırsa ne olur?

Bu süreçte eğer okullar açılırsa Türkiye aşı bulunana dek bir daha koronavirüsü asla atlamayacak hâle gelir. Ancak anlaşılan aşı ve ilacı beklemekten başka bir çaremiz yok. Eğitime başlamak için buna muhtaç gibi duruyoruz. Türkiye’de öğrencileri çok büyük bir kısmının kurallara uymadığını ve rahat durmadığını hesaba katarsak her şey normale dönene dek eğitime başlamak mümkün değil. Keşke MEB çıkıp dese ki “2020-2021 eğitim-öğretim yılı olmayacak. Herkesten bir yıl fedakarlık etmesini istiyoruz.”

Evet, bir yıl uzun bir süre ancak öğrencileri bu şekilde oyalamak yerine en azından kafalarının rahat olmasını bu şekilde sağlayabilirdik. Bu da yapılmadı. Tekrar gömüş olduk ki Türkiye’de yaşamak bir yarışa benziyor. Sağa sola savrulursan kaybedersin. Ne kadar imkansızlık varsa da sana imkan sunulmasa da yarışı bitirmen bekleniyor. Zorlaya zorlaya bir şeyler yapman bekleniyor. Kontrol, tedbir, plan-program hak getire. 250. ve 300. günde görüşmek üzere diyelim.

Rıdvan Atmaca

Ben Rıdvan Atmaca. 2003 Bursa doğumluyum. Teknoloji, gündem, tarih konularına meraklıyım. Araştırma yapmak ve öğrenmek en büyük tutkum.

Yorum Yazın