Koronavirüs Sürecinin Psikolojik Etkileri

11 Mart gününden beri Türkiye’de olarak Koronavirüs, sadece bedensel sağlığımızı, ülke ekonimimizi değil vs. değil, aynı zamanda psikolojik sağlığımızı da etkiledi ve etkiliyor. Peki hem bireysel hem de toplumsal olarak ruhsal sağlığımız koronavirüs ve pandemi süreci nedeniyle nasıl etkileniyor, gelin bakalım.

Not: Bir psikolog olarak değil, sadece kendi gözlem ve deneyimlerim ile bir aktarım yapmaya çalıştım.

Koronavirüsün psikolojik etkileri
Pandemi ve koronavirüs sürecinin psikolojik etkileri

Yazının giriş kısmında da belirttiğim gibi 11 Mart tarihinden bu yana, yaklaşık 10 aydır, bir virüsle karşı karşıyayız. Bu durum, hepimiz maddi ve manevi etkiledi. Maddi sorunlar, gelecek kaygıları, can güvenliği derken psikolojik sorunlar da ilerlemeye başladı. Evde kalmak, ekran başında uzun süre vakit geçirmek, sevdiklerimizle ayrı kalmak, hareketsizlik, okul, iş, ekonomi… Hepsinin büyük etkileri oldu. İşin en kötü yanı ise çoğu kişi için boşa geçen bir yıl ve zaman kaybı oldu.

Google’da pandemi süresince yapılan psikolog aramalarının önceki zamanlara göre oldukça artması kaynak da ayrı bir durumu gözler önüne seriyor.

İşte koronavirüs pandemisinin yol açtığı bazı ruhsal sorunlar
  • Gelecek kaygısı: Hiçbir şeyin kesin olmaması, insanların gelecekte ne ile karşılaşacağını bilmemesi onları gelecek kaygısı yaşamaya itiyor. Salgın ne zaman bitecek, bitince nasıl bir hayatım olacak, bitmezse böyle yaşamaya devam mı edeceğim, gibi sorular kaygı yaşamaya neden olmakta.
  • Depersonalizasyon: Uzun süre evde kalmak, sürekli az ve aynı kişileri görmek, insanları sadece ekranda görmek insanları gerçek dışılık hissine itiyor. Depersonalizasyon, gerçek dışılık hissi demektir. Yani sanki yaşamıyor gibi hissetmeye, robot gibi sanki otomatik yaşıyor hissi yaşamaya neden olan bir durumdur. Pandemi döneminde bu durum iyice ayyuka çıkıyor.
  • İştahsızlık: Yukarıda ve aşağıda yazacağım tüm nedenlerden kaynaklı olarak insanlar depresyon altındayken ya iştahsızlık yaşıyor ya da kendini yemek yemeye veriyor. İştahsızlık problemi nedeniyle özellikle B12 ve ayrıca güneş ışığından ayrı kalmanın getirdiği D vitamini eksikliği ile depersonalizasyon hissini yaşama ihtimali artmakta, ekran kullanımı yüzünden bu iştahsızlık etkisiyle de beyin nörolojik açıdan zarar görmeye başlıyor.
  • Hiçbir şey yapmak istememek: Bu durum belki de en sık karşılaşılan durum olabilir. Bazen hareket bile etmek istemiyor, temel ihtiyaçları karşılamakta bile üşengeçlik duymaya başlayabiliyoruz. Bu durum, belki de hepsinden en kötüsü olabilir. Çünkü hiçbir şey yapmayınca daha çok sıkılıyor, daha çok aynı şeyi yapıyor ve bu maddelerde yazan her şeyi daha çok yaşamaya başlıyoruz.
  • Kendi kendine konuşmak ve düşünmek: Bu durum da giderek artarak yaşanıyor. İnsanlar yüz yüze konuşmadığı kişileri sanki karşısında gibi düşünerek ona anlatmak istediği şeyleri konuşabiliyor. Bu durum da özellikle az önce belirttiğim depersonalizasyon hissini daha da arttırabiliyor ve gerçek kişilerle konuşurken iletişimde güçlük çekiyor.
  • Geçmişe takılı kalma hissinde artış: Evde kalınan süre boyunca özellikle de gelecek kaygısı hissinin de artması ile geçmişteki sorunlar daha çok düşünülmeye başlanıyor ve bu da diğer tüm duyguları daha da artıyor. Bunlar düşünüldükçe akıl sağlığını kaybetme noktasına gelinebiliyor.
  • Yalnızlık, çaresizlik ve korku hissi: Evde kalmanın getirdiği yalnızlık ve diğer maddelerinde etkisi ile insanlar kendini yalnız, çaresiz hissediyor. Sanki bir kafesin içinde mahsur kalmış ve kafes içi haricinde hareket edecek hiçbir yeri kalmamış gibi hissediyor. Bu hissin artması ile kafesin dışına çıksa bile korku hissi nedeniyle daha büyük bir kafesin içinde hissetmeye başlıyor.
  • Yakınlarını kaybetme duygusu: Bu duygu, salgın yüzünden insanların sevdiklerini kaybetme hissini arttırmakta ve bunu düşünmemeye çalıştıkça duygu daga da atmakta. Sevdiklerini kaybetme korkusu ve kaygısı nedeniyle de onlarla vakit geçirmekten geri durabilmekte.
  • Bağımlılık yaşama: Buradaki bağımlılıktan kastım maddesel değil. Pandemi döneminde ilgi duyulan herhangi bir konuya bağımlılık duymak. Mesela siyaset konusuna bağımlılığı yaşamak (sürekli bu konu hakkında konuşmak) veya baska bir ilgi alanıyla bağımlılık derecesinde ilgilenmek.
  • Aile veya arkadaşlık ilişkilerinde zayıflama: Sevdiğiniz insanlarla bu süreçte daha fazla sorun yaşama durumu olası. Özellikle evde sürekli vakit geçirilen kişilerle yaklaşık 10 aydır her dakika beraber olmak onlardan sıkılma durumunu ve beraberinde de onlara duyduğunuz sevginin azalmasına veya onlarla geçirdiğiniz vakti azaltma isteği oluşmasına neden olabilir.
  • Sıkılmak ve yapacak bir şey bulamamak: Moral bozukluğundan kaynaklı olarak hiçbir şey yapmama isteğinin getirdiği bir durum. Elbette evden 10 aydır gönlümüzce çıkarmadığımız şu günlerde evde yapılabilecek pek çok şeyi denemişizdir. İşte bu durum da sıkılma hissini getiriyor. Yapacak bir şey olsa bile yapmak istemeyebiliyoruz.
  • Normalden fazla duygusal ve alıngan olma: Bu süreçte yaşanılan aksaklıklar dolayısıyla olaylara daha duygusal ve alıngan bir tavır ile yaklaşmak mümkün oluyor. Bu da beraberinde belki farklı bakılsa mutlu edebilecek şeylerin bizleri mutsuz etmesine neden olmasına yol açıyor.
  • Tahammül edememe: Tüm bu duygular ise beraberinde hiçbir şeye tahammül edeme sorununu getiriyor. Bu, yakınınızın yaptığı bir şaka, gelen bir mesaja cevap yazma gibi durumlara tahammülsüzlük olabilir. Ayrıca yaşanan haksızlıklara karşı da daha fazla tepki vermeye yol açabilir.
Peki salgın döneminde yaşanılan psikolojik sorunlar nasıl düzeltilebilir?

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki ileri seviyedeki sorunlar için elbette bir psikolog veya bir psikiyatr desteği almak en acil çözüm olacaktır. Elbette burada da farklı bir sorun devreye giriyor: Maddi sıkıntılardan kaynaklı psikolojik sorunlara yönelik destek almak istediğinizde, devlet hastanelerindeki psikiyatri bölümleri uzun süre randevu vermediğinden dolayı ücretli bir yer tercih etmeniz gerekecektir. Bu durumda da “Maddi sıkıntılardan dolayı bir psikologdan destek almam lazım ama ona bile param yetmiyor” demenize ve bu duyguları daha çok yaşamanıza neden olacaktır. O nedenle bu yola girmek için maddi imkanınız yoksa az sonra tavsiye edeceğim yönetimi uygulamanız daha iyi olacaktır.

Elbette herkes kendi hayatı için ayrı bir öneri alması gerekir. Bunun için profesyonel bir destek kaçınılmazdır. Ancak yukarıda listelediğim şeyleri yaşamamak için olması gereken şey basit: sevmek ve sevilmek. Aslında her şey bu kadar basit. Hepimizin hayatında, özellikle de şu pandemi dönemi nedeniyle inişler çıkışlar yaşanıyor. Hepimiz psikolojik olarak yıpranıyoruz.

Bu süreçte bize uzakta olsa bile sanki yanımızda gibi destek olabilecek kişi veya kişiler süreci daha iyi atlatmak ve sorun yaşamamak, en azından olabildiğince az yaşamak için bir fırsat verecektir. Koronavirüs süreci bize bir şeyi öğretti: Ne olursa olsun, her zaman size değer veren insanları kaybetmemeye özen göstermek gerek. Yaşanan sorunların çoğu tarafların birbirini dinlememesinden, birbiri için değil kendi için hareket etmesinden kaynaklanıyor.

Sonuç, topalarma ve öneriler

İşte bu nedenle de belki yukarıda listelediğim sorunları çözüm olarak önerdiğim şeylerin eksikliği nedeniyle yaşamıyor olabilirsiniz. Belki de çözüm olarak önerdiğim şey zaten hayatınızda var. Ama unutmayın ki bir insanın yaşadığı en zor anında bile kalbindeki en büyük dilime sahip kişi onun mutluluk kaynağıdır. Yaşanan sorunlardan kurtulmak için beraber hareket ederek umut verir. Sorunlar çözülemeyecek olsa bile onun varlığı bir umut verir. Bu nedenle hayatınızda böyle bir insan varsa ve yine de aynı duyguları veya başka duyuları yaşıyorsanız onun sizi mutlu etmesine izin vermiyorsunuz belki de. Hatta listedeki psikolojik sorunları belki de onun yokluğu yüzünden yaşıyorsunuz. Yaşayamadığınız anlar üzerine yapıyorsunuz bunu. Bu nedenle bırakın her şey olduğunca ilerlesin. Hayatınızda size değer katan, kaliteli, uzun ömürlü insanlar olsun. Tek kullanımlık, sadece karşınıza çıktığında değil, ömür boyu sevebileceğiniz insanlara değer verin.

Böyle insanların sevgilerini boşa çıkarmayın. İşte o zaman göreceksiniz ki ne koronavirüs ne de başka sorun… Hiçbiri size etki etmeyecektir. Örneğin bir insan dolandırıcılık yaşadığında dolandırılmış olmasına değil, güvendiği kişinin bunu yapmasına üzülür. Bunsan hareketle, bırakın her şeye kalbiniz karar versin. Bu süreci sevdiğiniz şeyler ve kişilerle atlatmaktan başka çare yok. Derseniz ki “uzaktan nasıl olacak?”, tek bir cevabı var: Sorun fiziksel uzaklıkta değil, sorun gönüllerin birbirinden uzak olmasında.

Elbette başka insanlar bu kaygıları ve sorunları azaltmak için başka öneriler de sunabilir. Ancak benim tavsiyem budur. Her zaman konuşmak, sorunları tartışmak, ortak bir hedef ve yol belirlemek. Bu dünyadaki büyük bataklıkta herkes sevdiğinin çiçek bahçesi olmak durumunda. Aksi yapıldığında bataklık içine batmaktan başka bir ihtimal kalmıyor çünkü.

Son olarak, elbette psikolojik olarak profesyonel destek almak gerekir. Ancak unutmamak lazım ki hayatınızdaki insanlarda konuşmak, dertleşmek, birbirinize moral olmak hiçbir kişinin veremeyeceği bir duygudur. Şimdi harekete geçin!

Rıdvan Atmaca

Ben Rıdvan Atmaca. 2003 Bursa doğumluyum. Teknoloji, gündem, tarih konularına meraklıyım. Araştırma yapmak ve öğrenmek en büyük tutkum.

One thought on “Koronavirüs Sürecinin Psikolojik Etkileri

  • 30 Aralık 2020 tarihinde, saat 13:17
    Permalink

    Çok isabetli bir yazı olmuş. Hepimiz bazı sorunlar yaşıyoruz. Ve bunlar Corona sürecinde daha da arttı. İnşallah kısa zamanda düzelir diyelim.

    Yanıtla

Yorum Yazın

%d blogcu bunu beğendi: