Dünyayı Bekleyen Sorunlar ve Devletlerin Suskunluğu

Geçen onca yüzyıla rağmen doğanın ve çevrenin en çok tahrip edildiği yüzyıla denk gelmek en büyük talihsizlik olsa gerek. Dünya, insan için yaşaması en uygun gezegen olarak açıklansa da insanoğlu süregelen yaşantısında çevresiyle barışık yaşamak yerine adeta düşman gibi davranmakta. Peki insanoğlunun özellikle de 1800 sonrasında ve son 21. yüzyılda yaptıkları hatalar sonrasında bizleri neler beklemekte, gelin bir bakalım.

Dünyayı Bekleyen Sorunlar
Gelecekte dünyayı bekleyen sorunlar

Hepimiz günlük yaşantılarımıza devam ederken belki de bundan birkaç on yıl sonrasını şekillendiriyoruz. Aslında buna pek şekillendirmek denilemez. Çünkü bizler mahvediyoruz. Dünya nüfusu, 1800 civarlarında meydana gelen sanayi akımıyla beraber büyük bir nüfus patlaması yaşadı. Beraberinde gelen savaşlar, sanayinin daha da gelişmesi, arabalar, uçaklar, fabrikalar, evler, betonlaşmalar, doğanın tahribi, kaynakları tüketme, daha fazla nüfus artışı, ortalama ömrün uzaması derken aslında ne kadar kötü bir durumda olduğumuzu bazen fark etmiyoruz.

Küresek iklim değişikliği, çevre ve nüfus sorunları, yiyecek ve içecek kaynaklarının korunması gibi konular her ülkede okul kitaplarında okutulmanın dışında çok da fazla rağbet görmüyor. Bazı ülkeler doğayı ve çevreyi korumaya çalışsa da, bunlara yönelik sivil toplum kuruluşları ulusal/uluslararası faaliyetler sürdürse de bunlar yeterli değil. Çünkü genel olarak tüm ülke liderlerinin katılımlarıyla ciddi adımlar atılması gerekiyor. Yoksa hepimizi ciddi sorunlar bekliyor. Peki nedir bu sorunlar aşağıda listeleyelim.

  • Ekonomik sorunlar
  • Yiyecek ve su kaynaklarındaki sorunlar (temiz suya erişim)
  • Güvenlik
  • Eğitim
  • Yoksulluk
  • Gelir eşitsizliği
  • Büyük çatışma ve savaşlar
  • Kıtlık
  • Kuraklık ve iklim değişiklikleri
Dünyayı bekleyen sorunların genel hatları

Aslında bu sorunların temeline baktığımızda, insanoğlundaki doymama hissinin ne kadar ağır bastığını görmekteyiz. Zira dünya sorunların neden kaynaklandığını bilmesine rağmen hâlen daha tüketim hırsını azaltamamış durumda. İhtiyacın olmayanı alma, sloganı sadece lafta işlemekte. Maalesef tüketim toplumları büyük devletler ve şirketler tarafından çok sevilmesine rağmen bu tüketim alışkanlıklarından doğan sorunlardan en çok etkilenecekler arasında yine kendileri olacaktır.

Bizi bekleyen sorunların büyük çoğunluğu mevcut durumdaki ekonomik adaletsizlikler ve yoğun nüfus düşünülebilir. Japonya veya farklı ülkelerdeki doğum oranları az ve yaşlı nüfus fazla. Bunun nedenleri ise şu anki insanların daha çok kariyer ve işlerine odaklanmak istemeleridir. Ancak Afrika’daki insanların böyle bir fırsatı olmadığı için sürekli yeni insanlar doğuyor ve oradaki yoksulluk ve açlık sebebiyle kalitesiz bir nüfus yetişiyor. Dünyanın diğer yerlerinde ise ekonomik durumu iyi yerlerdeki nüfus artışında ise insanların pek çok şeye erişimi olduğu için çok fazla tüketime sahip oluyor. İşte bunları karşılamak isteyen şirketler ise doğal kaynakları en sonuna kadar kullanarak çevreye çok büyük zararlar veriyor.

Bunlardan dolayı oluşan tüketim çılgınlığını karşılamak için tüketilen kaynaklar, sulara, ağaçlara, ormanlara, atmosfere verdikleri zararla bizleri sorunlu bir geleceğe taşıyor. Aynı zamanda sorunların bir diğer kaynağı için yanlış şehirleşme denilebilir. Çünkü yanlış şehirleşme ile kaynaklanan toplu taşıma belirsizlikleri, düzensiz sanayi doğaya zarar vermekte. Parkların, sanayi, eğitim alanlarının, yerleşim yerlerinin, doğal alanların ve her şeyin belli olduğu şehirlerde çevreye zarar veren şeyler kendi kendini amorti edebilecekken, düzensiz yerleşmelerde her şey iç içe ve birbirine zarar vermekte.

Dünyayı bekleyen sorunlar nasıl çözülebilir?

Bu sorunların çözümleri aslında oldukça basit. Sorunların çözümü için yapılması gereken ilk ve öncelikli şey; bütün ülkelerin kendi ülke halklarını bu yönde bilinçlendirmeli ve devletler gerçekten bu sorunların çözümü için el atmalı. İnsanlar “Doğayı bir tek ben mi kurtaracağım” demeyi bırakıp kendi üzerine düşeni yapmalı. Bilinmeli ki burada uçan bir kelebeğin kanatlarından çıkan rüzgar, başka bir yerde fırtınaya sebep olabilir. Aynı zamanda yapacağımız bir iyilik ve güzel bir davranış, başka bir yerdeki doğa bozulmasının azalmasına vesile olabilir.

Devletlerin kendi bulundukları yerlerdeki yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık vermesi gerekir. Türkiye, diğer ülkelere nazaran güneş, rüzgar, dalga enerjilerinden en az birini her şehrinde kullanabilecek kadar güzel kaynaklara sahip bir ülke. HES gibi projeler yerine bunlara ağırlık verilmelidir. Diğer ülkeler de kendi ülkelerinde bunları yapmalı. Şehirleşme artık kontrol altına alınmalı. Yerleşim yerleri, parklar, ormanlar, yollar, sanayi ve eğitim alanlarının yerleri belli olmalı ve bunlar düzenli bir şekilde birbiriyle iletişim kurabilmeli.

Tüketim alışkanlıkları değiştirmeli ve firmalar her şeyi satmak yerine en iyisini satmak yoluna girmeli. Geri dönüşüme olabildiğince değer verilmeli. Benzinli araçlar yerine elektrikli araçlar, fosilden elde edilen elektrik yerine yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen elektrik tercih edilmelidir. Bunların yanında, dünyayı bekleyen sorunların sadece iklim ve çevre olmadığını biliyoruz. Güvenlik gibi sorunların nedenleri ise gelir adaletsizlikleri olarak gösterilebilir. İşte bunun nedeni ise yolsuzluk, israf, ekonomik olanaklar, iş imkanları, eğitimdir. Bunların acilen çözülmesi gerekir.

Bunların çoğunu biz sıradan insanlar olarak yapamayız. Ancak hepimizin üzerine düşenler var. Bunları burada listelemeye gerek yok zira herkes bunların ne olduğunu biliyor. Ancak devletlere düşen görevlerin gerçekleşebilmesi için insanların bunları talep etmesi gerekir. Biz, günlük meselelerle, boş siyasi tartışmalarla, ülkeler de birbirleri ile uğraşsa da bu gibi boş meseleler bizim gelecekteki sorunları görmemize engel olmakta. Bir yerden başlamak gerekir. Çünkü bu bir çocuk oyuncağı değil. Unutmayın, bugün bu sorunlara kulak tıkarsak, ileride çocukların oyuncaklarıyla oynayabileceği bir dünya olamayabilir. Sorunlar açık açık kapımıza dayanmışken lütfen daha fazla kayıtsız kalmayalım.

İlgili yazı: Dünyanın Dengesini Bozduk

Video oynatılamazsa tıklayın.

Rıdvan Atmaca

Ben Rıdvan Atmaca. 2003 Bursa doğumluyum. Teknoloji, gündem, tarih konularına meraklıyım. Araştırma yapmak ve öğrenmek en büyük tutkum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir